Boşanma Davalarında Telefon Mesajları Delil Olur mu? Yargıtay Kararları Işığında Kapsamlı Rehber
- Mine Akpınar
- 15 Eki 2025
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 16 Eki 2025

Boşanma davalarında, tarafların birbirleriyle ya da üçüncü kişilerle yaptığı telefon yazışmaları ve iletişim kayıtları, son yıllarda en önemli delil türlerinden biri haline gelmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Ceza Daireleri’nin kararları, telefon mesajlarının boşanma davalarında önemli bir delil aracı olarak kabul edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte, bu tür delillerin geçerliliği ve ispat gücü belirli şartlara bağlıdır. Özellikle mesajların kaynağının ispatı, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ve içeriğinin vakıayı ispatlamaya elverişli olup olmadığı büyük önem taşır.
Aşağıda, Yargıtay içtihatları doğrultusunda telefon mesajları boşanma davasında delil olur mu sorusu, mesajların delil niteliği, geçerlilik şartları ve değerlendirme esasları ele alınmıştır.
1. Delil Olarak Kabul ve Toplanma Yükümlülüğü
Yargıtay, telefon mesajlarını, arama kayıtlarını (HTS kayıtları) ve sosyal medya yazışmalarını boşanma davalarında geçerli birer delil olarak kabul etmektedir. Taraflardan birinin bu tür delillere dayanması halinde, mahkemenin bu delilleri ilgili kurumlardan talep etmesi zorunludur.
Mahkemenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi, Yargıtay tarafından “eksik inceleme” ve “hukuki dinlenilme hakkının ihlali” olarak değerlendirilmekte ve bozma sebebi sayılmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2016 tarihli, 2015/18658 E. – 2016/10803 K. sayılı kararında bu ilke şu şekilde ifade edilmiştir:
“Taraflara dayandıkları olgu ve vakıaları kanıtlama konusunda imkan tanınması, 'adil yargılama hakkını' içeren 'hukuki dinlenilme hakkı'nın bir gereğidir... davacı-karşı davalı kadına ait telefon dökümleri getirtilmek suretiyle diğer tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”
Bu yaklaşım, 2024/1420 E., 2024/2347 K. ve 2024/3323 E., 2025/593 K. sayılı yeni tarihli kararlarla da pekiştirilmiştir. Delillerin dosyaya celp edilmesine rağmen bilirkişi incelemesi gibi gerekli araştırmalar yapılmamışsa, bu da eksik inceleme olarak değerlendirilmektedir.
2. Kusur Değerlendirmesindeki Rolü
Telefon mesajları, sadakat yükümlülüğünün ihlali, güven sarsıcı davranış ve hakaret gibi boşanma sebeplerinin ispatında kritik bir rol oynar.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2022 tarihli ve 2022/8447 E. – 2022/10321 K. sayılı kararında, eşin üçüncü kişiye attığı “senin mutlu olman beni de mutlu ediyor, ... aşkım...” içerikli mesaj güven sarsıcı davranış olarak kabul edilmiş ve erkeğin tam kusurlu olduğuna hükmedilmiştir.
Benzer şekilde, 03.07.2012 tarihli ve 2012/430 E. – 2012/18514 K. sayılı kararda, eşin başka bir erkekle sık ve uzun süreli telefon görüşmeleri yapması şu şekilde değerlendirilmiştir:
“Eşinin bir başka erkekle bu kadar sık ve uzun süreli görüşmesini öğrenen kocanın, eşi hakkındaki güvenin sarsılması beklenen bir davranıştır.”
3. Delilin Geçerlilik Şartları ve Sınırları
Telefon mesajlarının delil olarak kullanılabilmesi mutlak değildir. Yargıtay, bu tür delillerin geçerliliğini üç temel kritere bağlamaktadır:
a. Kaynağın İspatı
Mesaj veya aramanın kime ait olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2023 tarihli ve 2023/287 E. – 2023/1549 K. sayılı kararında, kaynağı doğrulanamayan WhatsApp çıktılarının “delil başlangıcı” dahi oluşturamayacağı belirtilmiştir.
02.07.2024 tarihli ve 2023/5573 E. – 2024/5188 K. sayılı kararda da sosyal medya yazışmalarının delil olabilmesi için hesabın ve telefonun kime ait olduğunun araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
b. İspat Gücü
Mesajların içeriği her zaman iddia edilen vakıayı ispatlamaya yeterli olmayabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.09.2024 tarihli ve 2023/9260 E. – 2024/5491 K. sayılı kararında, cinsel içerikli mesajların tek başına zina eylemini ispatlamaya yeterli olmadığı, ancak güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilebileceği ifade edilmiştir.
c. Hukuka Uygun Elde Edilme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2016 tarihli ve 2015/12716 E. – 2016/2538 K. sayılı kararında, eşin telefon görüşmelerinin gizlice kaydedilmesiyle elde edilen ses kayıtlarının hukuka aykırı olduğu ve kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı açıkça belirtilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 13.03.2023 tarihli ve 2020/1338 E. – 2023/765 K. sayılı kararında da eşin telefonuna casus yazılım yüklemenin “haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçunu oluşturduğu, boşanma amacıyla yapılmasının hukuka uygunluk kazandırmadığı vurgulanmıştır.
4. Ceza Hukuku ve Medeni Hukuk Perspektifleri
Ceza hukuku ve medeni hukuk bu konuda farklı yaklaşımlar benimsemektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 28.04.2014 tarihli, 2013/24678 E. – 2014/10210 K. sayılı kararında, bir eşin, diğer eşin iletişim kayıtlarını sadece mahkemeye sunmak amacıyla kullanması durumunda ceza verilmemiştir. Ancak bu durum, söz konusu delillerin medeni yargılamada otomatik olarak geçerli olacağı anlamına gelmez. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller genel olarak boşanma davalarında dikkate alınmamaktadır.
5. Literatür ve Uygulama Perspektifi
Doktrinde, telefon mesajlarının boşanma davalarında delil olarak kullanılabileceği konusunda genel bir görüş birliği vardır. Ancak elde edilme yöntemine ilişkin tartışmalar sürmektedir.
Tesadüfen Elde Edilen Deliller: Ortak bilgisayarda veya şifresiz telefonda tesadüfen görülen mesajlar genellikle hukuka uygun sayılmaktadır.
Kişinin Taraf Olduğu İletişim: Bir eşin, kendi tarafı olduğu bir görüşmeyi kaydetmesi hukuka uygun kabul edilmektedir.
Casus Yazılımlar: Rızasız şekilde yüklenen casus programlarla elde edilen deliller hem cezai sorumluluk doğurur hem de hukuk yargılamasında geçersiz sayılır.
Delil Yaratma Yasağı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sırf boşanma davasında kullanılmak üzere kurgulanmış delillerin hükme esas alınamayacağını belirtmiştir.
Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler ışığında, telefon mesajları boşanma davalarında güçlü bir delil aracıdır. Ancak bu delillerin geçerliliği için şu şartların bir arada bulunması gerekir:
Kaynağın Şüpheye Yer Bırakmayacak Şekilde İspatı
Hukuka Uygun Elde Edilme
İçeriğin İspat Gücü
Delil Yaratma Yasağına Uyulması
Hukuka aykırı yollarla elde edilen mesajlar boşanma davasında kullanılamaz ve cezai sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle, delillerin sunulmasında hem usule hem de temel haklara uygunluk büyük önem taşır.
Bu yazı, Yargıtay kararları ve literatürdeki görüşler ışığında hazırlanmıştır. Boşanma davalarında delil sunma süreçlerinde hukuki hata yapmamak ve hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan destek alınması önerilir.


