Cezai Şart Nedir?
- Mine Akpınar
- 30 Eki 2025
- 4 dakikada okunur

Sözleşme hukukunda cezai şart, tarafların borçlarını ifa etmelerini güvence altına almak amacıyla sıklıkla başvurulan bir kurumdur. Ancak uygulamada, cezai şartın varlığı her zaman bu bedelin eksiksiz ve koşulsuz olarak ödeneceği anlamına gelmemektedir. Yargıtay içtihatları ve doktrinde yer alan görüşler, cezai şartın geçerliliği ve uygulanabilirliğini; sözleşmenin türü, tarafların sıfatı (özellikle tacir olup olmamaları), ihlalin niteliği, kusur durumu ve hakkaniyet ilkeleri gibi çok sayıda faktöre bağlamaktadır.
Bu makalede, cezai şartın hukuki niteliği, ödeme yükümlülüğünü doğuran veya ortadan kaldıran koşullar ile hâkimin cezai şart üzerindeki tenkis yetkisi Yargıtay kararları ve akademik görüşler ışığında değerlendirilecektir.
I. Cezai Şartın Hukuki Niteliği ve İşlevi
Cezai şart, Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) düzenlenmiş olup, borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi hâlinde, alacaklıya önceden belirlenmiş bir bedeli talep etme hakkı tanıyan fer’i bir borçtur. Zehra Alp (2024), cezai şartı “sözleşme şartlarından birine aykırı davranılması hâlinde ihlal eden tarafın karşı tarafa önceden kararlaştırılmış bir meblağı ödemeyi üstlendiği hüküm” olarak tanımlar. Benzer biçimde Betül Çetintaş (2023), cezai şartı “borçlunun asıl borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hâlinde ödemeyi taahhüt ettiği ekonomik değeri olan edim” olarak nitelendirir.
Yargıtay da benzer bir tanım yaparak, cezai şartı “geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi hâlinde borçlunun ödemesi gereken bir edim” olarak kabul etmektedir (Çetintaş, 2023).
Cezai şartın temel işlevi, borçluyu ifaya zorlamak ve alacaklının zararını ispat külfetinden kurtararak tazminatı götürü şekilde belirlemektir (Narin, 2023; Göktepe, 2019).
II. Cezai Şartın Türleri ve Ödeme Yükümlülüğünün Kapsamı
Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinde cezai şart üç temel tür altında düzenlenmiştir:
1. Seçimlik Cezai Şart
TBK m. 179/1 uyarınca, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunda kararlaştırılan cezai şart, “seçimlik cezai şart” olarak adlandırılır. Bu durumda alacaklı, ya asıl borcun ifasını ya da cezanın ödenmesini talep edebilir; her ikisini birden talep edemez (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/4276).
2. İfaya Eklenen Cezai Şart
TBK m. 179/2’ye göre, borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi hâlinde cezai şart, ifaya eklenmiş sayılır. Bu durumda alacaklı hem ifayı hem cezayı birlikte isteyebilir. Ancak bunun için ifayı kabul ederken cezai şart hakkını saklı tuttuğunu (ihtirazi kayıtla) beyan etmesi gerekir (Özmen, 2011).
3. Dönme (Cayma) Cezası
TBK m. 179/3’te düzenlenen dönme cezası, borçlunun kararlaştırılan cezayı ödeyerek sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesine imkân tanır. Adem Özmen (2011), bu durumu “borçlunun cezai şartı ödeyerek borcun ifasından kurtulabilmesi” şeklinde açıklar.
III. Cezai Şartın Ödenmesini Gerektiren ve Engelleyen Koşullar
1. Genel Kural: Geçerlilik ve Bağlayıcılık
Tarafların serbest iradeleriyle kararlaştırdıkları cezai şart, kural olarak geçerlidir ve tarafları bağlar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/15056 sayılı kararında şu tespiti yapmıştır:“Taraflarca cezai şart kararlaştırılmış olması hâlinde, alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile TBK’nın 180. maddesi gereğince kararlaştırılan cezanın ifasını talep edebilir.”
Bu doğrultuda, cezai şartın ödenmesi için zararın ispatı aranmaz (Dülger, 2022; Özdemir, 2022).
2. Asıl Borca Bağlılık (Fer’ilik)
Cezai şart, asıl borca bağlı fer’i bir borçtur. Dolayısıyla, asıl borç geçersizse veya borçlunun kusuru olmaksızın imkânsızlaşmışsa cezai şart da istenemez (Dağ, 2019).
3. Kusur Şartı
Aksi kararlaştırılmadıkça, cezai şartın talep edilebilmesi için borçlunun borca aykırılıkta kusurlu olması gerekir (Atbaş, 2023). Yargıtay 3. HD 2017/2953 ve 23. HD 2014/6038 kararlarında da, kusursuzluk hâlinde cezai şartın talep edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
4. İfanın Kabulü ve Seçimlik Cezalarda Sonuçları
Seçimlik cezai şartta alacaklı, gecikmiş de olsa ifayı çekincesiz kabul etmişse artık cezai şart talep edemez (Yargıtay 3. HD, 2013/18419; Yargıtay 13. HD, 2012/11304). Ancak alacaklı ifayı kabul ederken cezai şart hakkını saklı tuttuğunu belirtirse talep hakkını korur (Yargıtay 3. HD, 2023/3369).
5. Tek Taraflı ve Adaletsiz Düzenlemeler
Yargıtay, özellikle iş hukukunda sadece bir taraf aleyhine öngörülen cezai şart hükümlerini geçersiz saymaktadır. Yargıtay 9. HD 2007/17475 ve 22. HD 2015/13712 sayılı kararlarında, cezai şartın geçerli olabilmesi için her iki taraf bakımından dengeli olması gerektiği vurgulanmıştır.
6. Haklı Nedenle Fesih ve Sözleşmeden Dönme
Yargıtay, “herhangi bir nedenle fesih” ibaresini “haksız fesih” olarak yorumlamakta; haklı nedenle fesheden tarafın cezai şart ödemekle yükümlü olmayacağını kabul etmektedir (Yargıtay 9. HD, 2022/7357; 2020/19552). Ayrıca, sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep eden alacaklı, aynı sözleşmeye dayanarak cezai şart isteyemez (Yargıtay HGK, 2023/751).
IV. Fahiş Cezai Şartın Hâkim Tarafından İndirilmesi
TBK m. 182/3 uyarınca, “Hâkim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir.” Bu hüküm emredici niteliktedir ve kamu düzenine ilişkindir (Yargıtay HGK, 2024/108).
Tacirler bakımından ise Türk Ticaret Kanunu m. 22 gereği, “basiretli iş insanı” olarak hareket etme yükümlülükleri sebebiyle kural olarak fahiş cezaya ilişkin indirim talebinde bulunamazlar. Ancak Yargıtay 3. HD 2017/6599 sayılı kararında, cezai şartın tacirin “ekonomik mahvına” yol açacak derecede ağır olması hâlinde ahlaka aykırılık gerekçesiyle indirim yapılabileceğini kabul etmiştir.
V. Dürüstlük Kuralı, Hakkın Kötüye Kullanılması ve Hakkaniyet
Yargıtay, alacaklının uzun süre sessiz kalıp daha sonra cezai şart talep etmesini dürüstlük kuralına aykırı bulmaktadır. Bu durumda borçluda “cezanın istenmeyeceğine dair haklı bir güven” oluştuğu kabul edilmekte ve talep reddedilmektedir (Yargıtay 19. HD, 2017/3732).
Mahkemeler, cezai şart hükümlerini değerlendirirken katı bir şekilcilikten ziyade, sözleşmenin amacı, tarafların iradesi ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde karar vermektedir. Bu yaklaşım, sözleşme özgürlüğü ile zayıf tarafın korunması arasındaki dengeyi sağlamaktadır.
Bir sözleşmede “cezai şart” hükmünün bulunması, bu bedelin her durumda ödeneceği anlamına gelmemektedir. Cezai şartın ödenip ödenmeyeceği;
borçlunun kusuru,
alacaklının ifayı çekincesiz kabul edip etmediği,
cezai şartın tek taraflı olup olmadığı,
fesih nedeninin haklı olup olmadığı ve
asıl borcun geçerliliğigibi unsurlara bağlıdır.
Yargıtay ve doktrin ortak bir çizgide buluşarak cezai şartın kural olarak bağlayıcı olduğunu, ancak hâkimin fahiş cezayı tenkis etme yetkisini kamu düzeninden kaynaklanan bir görev olarak gördüğünü belirtmektedir. Tacirler açısından bu koruma sınırlı olsa da, ekonomik yıkıma yol açacak hallerde dahi indirim mümkündür.
Sonuç olarak, cezai şart, sözleşme hukukunun disiplin aracı olarak önemini korumakta; ancak uygulamada her somut olayın kendi şartları içinde, hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Cezai şart hükmü içeren bir sözleşme hazırlamadan veya böyle bir hükümle karşılaştığınızda ödeme yükümlülüğünüz hakkında emin olmadan önce mutlaka bir avukata danışmanız, hak kaybı yaşamamanız açısından büyük önem taşır.


