top of page

Haksız Haciz, Üçüncü Kişiye Ait Malvarlığı ve Tüzel Kişinin Ticari İtibarına Verilen Zarar

  • Yazarın fotoğrafı: Mine Akpınar
    Mine Akpınar
  • 26 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur
Haksız haciz nedeniyle üçüncü kişiye ait işletmede uygulanan haciz işlemi ve istihkak süreci sonucunda ticari itibarın zedelenmesi ve tazminat sorumluluğuna konu olan hukuki durum.

İcra takipleri sırasında, borçlu olmayan üçüncü kişilerin adreslerinde veya üçüncü kişilere ait malvarlığı üzerinde haksız haciz uygulanması, uygulamada önemli sonuçlara yol açmaktadır. Bu tür durumlarda, üçüncü kişi lehine istihkak iddiası, alacaklı bakımından ise sorumluluk riski doğabilmektedir.

Haciz işlemleri, yalnızca borçluya ait malvarlığı üzerinde uygulanabilir. Borçlu ile hiçbir hukuki veya ticari bağlantısı bulunmayan üçüncü kişiye ait işyeri veya işletmede haciz yapılması, hem hukuka aykırılık hem de haksız fiil sorumluluğu gündeme getirebilir. Üstelik haczin, geniş kolluk gücü ve kamuoyunun gözü önünde gerçekleştirilmesi, tüzel kişi yönünden ticari itibarın zedelenmesi sonucunu ağırlaştırır.

Bu çerçevede, üçüncü kişiye ait malvarlığında gerçekleştirilen hacizden sonra, istihkak iddiasının kabulüyle haczin hukuka aykırılığının ortaya çıkması, alacaklı bakımından tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilmektedir.

Haksız Haciz ve İstihkak Sürecinin Sonuçları ve Alacaklının Sorumluluğu

Haciz sırasında üçüncü kişinin malvarlığı üzerinde haciz uygulanması halinde, üçüncü kişi tarafından yasal süresi içinde istihkak iddiasında bulunulması mümkündür. İcra müdürlüğü tarafından kabul edilen istihkak iddiasına karşı alacaklı tarafın, süresi içinde istihkak davası açma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Alacaklı tarafın;

  • istihkak itirazını reddetmesine rağmen

  • süresi içinde istihkak davası açmaması

durumunda, istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır ve haciz işleminin hukuka aykırılığı tescillenmiş olur.

Bu durumda haczin:

  • üçüncü kişiye ait malvarlığı üzerinde uygulanmış olması,

  • işletme faaliyetlerini kesintiye uğratması,

  • ödeme dengesi ve iş ilişkilerini etkilemesi,

  • müşteri ve iş çevresi nezdinde güven kaybına yol açması

maddi ve manevi tazminat taleplerinin hukuki temelini oluşturur.

Tüzel Kişinin Ticari İtibarının Zedelenmesi ve Manevi Tazminat

Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca tüzel kişiler de kişilik haklarının ihlali halinde manevi tazminat talep edebilir. Tüzel kişilerin ekonomik itibarı, ödeme gücü ve ticari saygınlığı, kişilik değerlerinin bir parçası olarak korunmaktadır.

Yargıtay içtihatlarında da bu yaklaşım açıkça benimsenmektedir.

Somut konuya benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 06.02.2013 tarih, 2012/1623 Es. – 2013/1737 K. sayılı kararında; üçüncü kişiye ait malların haksız olarak haczedilmesi nedeniyle, şirketin kişilik haklarının ihlal edildiği kabul edilmiş ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.02.2012 tarih, 2011/687 Es. – 2012/26 K. sayılı kararında; tüzel kişinin ekonomik itibarının, ticari şeref ve haysiyetinin kişilik değerleri kapsamında olduğu, ödeme gücü ve itibarı zedelenen tüzel kişinin manevi tazminat talep edebileceği açıkça ifade edilmiştir.

Bu kararlar ışığında;

  • işletmenin kamuoyu önünde haciz baskısı altına sokulması,

  • ödeme güçlüğü içine itilmesi,

  • ticari ilişkilerinin zedelenmesi,

  • müşteriler nezdinde güven kaybı yaşaması

tüzel kişinin kişilik değerlerine yönelik ağır ihlal olarak değerlendirilmektedir.

Haciz Uygulamasının Usul ve Dikkat Borcu

Alacaklının ve icra organlarının, haciz işlemi sırasında;

  • borçlu ile adres arasındaki bağlantıyı araştırma,

  • üçüncü kişi işletmeler yönünden özen yükümlülüğüne riayet etme,

  • istihkak iddiasını ciddiyetle değerlendirme

sorumluluğu bulunmaktadır.

Herhangi bir bağlantı, yetki veya delil bulunmaksızın üçüncü kişi işletmesinde tekrarlı haciz işlemleri yapılması; özellikle yoğun kamu güvenliği unsurları eşliğinde gerçekleştirilmesi halinde, hukuka aykırılığın ağırlığı artmaktadır.

Bu durumda ortaya çıkan sonuç yalnızca hukuka aykırı haciz değil, aynı zamanda:

  • ticari düzenin bozulması,

  • işletmenin faaliyetlerinin aksaması,

  • ödeme ve hizmet dengelerinin sarsılması,

  • iş ilişkilerinin zarar görmesi

şeklinde zincirleme etkilere yol açabilmektedir.

Üçüncü kişiye ait işletme veya malvarlığı üzerinde uygulanan haciz işlemlerinde;

  • istihkak süreci işletilmiş,

  • istihkak iddiası kabul edilmiş,

  • alacaklı süresinde istihkak davası açmamış

ise, haczin hukuka aykırılığı ortaya çıkmış kabul edilir.

Bu durumda ortaya çıkan zararlar yönünden:

  • maddi tazminat (iş ve gelir kaybı, faaliyet kesintisi, ödeme güçlüğü),

  • manevi tazminat (ticari itibar ve kurumsal saygınlığın zedelenmesi)

talep edilebilir.

Yargıtay içtihatları da üçüncü kişiye ait malların haksız haczi sonucu tüzel kişinin kişilik haklarının ihlal edildiğini ve ticari itibarın korunması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

bottom of page