Ceza Hukukunda Meşru Müdafaa Nedir? Şartları ve Hukuki Niteliği
- Mine Akpınar
- 19 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Ceza hukukunda bireyin kendisini veya bir başkasını korumak amacıyla gerçekleştirdiği fiillerin hangi koşullarda cezalandırılmayacağı, en temel tartışma alanlarından biridir. Bu bağlamda meşru müdafaa (meşru savunma) kurumu, haksız bir saldırı karşısında kişinin kendisini savunma hakkının ceza hukuku bakımından sınırlarını belirler. Türk Ceza Kanunu’nda açıkça düzenlenen bu kurum, belirli şartların varlığı hâlinde işlenen fiilin suç sayılmamasını sağlar. Bu yazıda, ceza hukukunda meşru müdafaa kavramı, hukuki niteliği ve uygulanma şartları sistematik biçimde ele alınmaktadır.
Meşru Müdafaa Kavramı ve Hukuki Niteliği
Meşru müdafaa; meşru savunma, yasal savunma veya haklı savunma olarak da adlandırılmaktadır. Her ne kadar Anayasa’da “meşru müdafaa” terimi kullanılmış olsa da, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu modern terminolojiye uygun olarak meşru savunma ifadesini tercih etmiştir. Uygulamada ve Yargıtay kararlarında her iki kavramın da kullanıldığı görülmektedir.
Hukuki anlamda meşru müdafaa; kişinin kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı, saldırgan kişiye karşı zor kullanarak defetmesi ve bu fiilin kanunda öngörülen şartlar altında hukuka uygun kabul edilmesi hâlidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenen meşru savunma, ceza sorumluluğunu kaldıran bir neden değil, hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmektedir. Çünkü kişi, hukuk düzeninin koruduğu bir hakka yönelmiş saldırıyı ortadan kaldırmak amacıyla hareket etmekte ve esasen hukuk düzeninin amaçladığı sonucu gerçekleştirmektedir.
Bu nedenle meşru müdafaa hâlinde, fiil sanık tarafından işlenmiş olsa dahi hukuka uygun kabul edilir ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca beraat kararı verilmesi gerekir.
Devletin temel görevlerinden biri bireylerin güvenliğini sağlamak ve haklarını korumaktır. Ancak devletin bu korumayı fiilen sağlayamadığı ani ve acil durumlarda, kişinin kendisini savunma içgüdüsü devreye girer. Bu yönüyle meşru müdafaa, devletin güç kullanma tekelinin istisnası niteliğini taşır.
Meşru Müdafaanın Şartları
Meşru müdafaanın varlığından söz edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği hâlinde meşru müdafaadan söz edilemez.
1. Saldırıya İlişkin Şartlar
a) Saldırının Varlığı
Meşru müdafaadan bahsedilebilmesi için öncelikle bir saldırının mevcut olması gerekir. Bu saldırının kasten veya taksirle gerçekleştirilmiş olması arasında meşru müdafaa bakımından fark bulunmaz.
Saldırının mutlaka cebir ve şiddet içermesi şart değildir; ancak maddi nitelikte bir fiil olması gerekir. Sadece sözlü nitelikteki fiillere, örneğin hakarete karşı meşru müdafaa hükümleri uygulanmaz.
b) Saldırının Mevcut veya Gerçekleşmesi Muhakkak Olması
Saldırı, hâlen devam eden bir saldırı olabileceği gibi, gerçekleşmesi veya tekrarı kesin olan bir saldırı da olabilir. Henüz başlamamış ancak somut olarak kaçınılmaz hâle gelmiş saldırılar karşısında da meşru müdafaa mümkündür.
Buna karşılık saldırı tamamen sona ermiş ve tekrar ihtimali bulunmuyorsa, bu aşamadan sonra yapılan fiiller meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmez.
c) Saldırının Haksız Olması
Meşru müdafaa için saldırının haksız olması zorunludur. Saldırının mutlaka bir suç teşkil etmesi gerekmez; hukuk düzeniyle çelişmesi yeterlidir.
Saldırının insandan kaynaklanması gerekir. Hayvan saldırıları meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmez. Ayrıca saldırıyı gerçekleştiren kişinin kusur yeteneğinin bulunup bulunmaması da meşru müdafaa açısından önem taşımaz.
Hukuka uygun bir fiile karşı meşru müdafaa mümkün değildir. Örneğin, kolluk görevlisinin kanuna uygun şekilde zor kullanması hâlinde, bu fiile karşı güç kullanılması meşru müdafaa olarak kabul edilemez.
2. Savunmaya İlişkin Şartlar
a) Savunmanın Gerekli Olması
Meşru müdafaanın varlığı için savunmanın zorunlu olması gerekir. Kişinin saldırıdan kurtulmak için başka bir imkânının bulunmaması hâlinde savunma gerekli kabul edilir.
Ceza hukukunda kişiden saldırı karşısında kaçması beklenmez. Kişinin bulunduğu yerde kendisini savunması meşru müdafaa hakkı kapsamında değerlendirilir.
b) Savunma ile Saldırı Arasında Orantı Bulunması
Savunmanın, saldırıyı defedecek ölçüde olması gerekir. Savunmanın saldırıyı aşan nitelikte olması hâlinde meşru müdafaada sınırın aşılması gündeme gelir.
Orantılılık değerlendirmesi; olayın gerçekleştiği anda mevcut olan şartlara göre yapılır. Kullanılan araçlar, saldırının yöneldiği hak, tarafların fiziksel özellikleri, olayın ani gelişimi ve savunmada bulunan kişinin içinde bulunduğu ruh hâli gibi unsurlar bu değerlendirmede dikkate alınır.
Meşru müdafaa, ceza hukukunda bireyin kendisini veya başkasını haksız saldırılara karşı koruyabilmesini sağlayan temel bir hukuka uygunluk nedenidir. Ancak bu koruma sınırsız değildir. Saldırının haksız olması, savunmanın gerekli ve orantılı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Uygulamada meşru müdafaa değerlendirmeleri her somut olayın kendi koşulları içinde yapılmakta; saldırının niteliği, savunmanın zamanı ve ölçüsü büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle meşru müdafaa iddiasının ceza yargılamasında doğru şekilde ileri sürülmesi ve hukuki çerçevesinin isabetle ortaya konulması, davanın sonucu açısından belirleyici olmaktadır.


