Vekaletnamede Özel Yetki Gereken Haller
- Mine Akpınar
- 3 Ara 2025
- 4 dakikada okunur

Avukatla çalışırken en çok gözden kaçan ama en kritik noktalardan biri, vekaletnamede yer alan özel yetki hükümleridir. Genel vekaletname çoğu dava ve takip işlemi için yeterli görünse de; müvekkilin malvarlığını ciddi şekilde etkileyen, onu borç altına sokan veya kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları ilgilendiren işlemler söz konusu olduğunda, kanun ve Yargıtay açıkça “özel yetki” aramaktadır.
Bu yazıda, hem kanun hükümleri hem de Yargıtay içtihatları ışığında, vekaletnamede mutlaka özel yetki bulunması gereken haller özetlenmektedir.
1. Vekaletnamede Özel Yetki Nedir?
Türk hukukunda vekalet ilişkisi kural olarak geniş yorumlanır; avukat, genel vekaletname ile davayı takip etmek için gerekli olağan usul işlemlerini yapabilir. Ancak:
Müvekkilin malvarlığını azaltan,
Onu yeni ve ağır borç altına sokan,
Geri dönülmesi zor hukuki sonuçlar doğuran,
Kişisel statüsünü doğrudan etkileyen işlemler
için, müvekkilin açık iradesi aranır. İşte bu nokta, vekaletnamede “özel yetki” yazılı olmasını zorunlu kılar.
Yargıtay’ın ifadesiyle, özel yetki gerekliliğinin temel mantığı, “vekâlet verenin mal varlığını azaltan ya da onu önemli ölçüde risk altına sokan işlemler ile kişisel durumunu kökten etkileyen kararlar konusunda, müvekkilin açıkça bilgilendirilmesi ve onayının alınmasıdır.” (Yargıtay 7. HD, 2021/1614 E.)
2. Kanunda Açıkça Sayılan Özel Yetki Gerektiren İşlemler
Hem Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 504) hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK m. 74) bazı işlemlerin vekil tarafından yapılabilmesi için özel yetkiyi şart koşar.
2.1. HMK ve TBK Kapsamında Özel Yetki Gerektiren Başlıca İşlemler
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2022/3 sayılı kararında HMK m. 74’teki liste özetlenmiştir. Buna göre, vekaletnamede açıkça yetki verilmemişse avukat:
Sulh olamaz,
Hakimi reddedemez,
Davanın tamamını ıslah edemez,
Yemin teklif edemez; yemini kabul, iade veya reddedemez,
Başkasını tevkil edemez (başka avukata devredemez),
Haczi kaldıramaz,
Müvekkilin iflasını isteyemez,
Tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz,
Konkordato veya sermaye şirketleri / kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez,
Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına (örneğin arabuluculuk) başvuramaz,
Davadan veya kanun yollarından feragat edemez,
Karşı tarafı ibra edemez, davasını kabul edemez,
Yargılamanın iadesi yoluna gidemez,
Hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz.
3. Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Haklara İlişkin Davalar
Bir diğer kritik alan, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardır. Bu haklar, devredilemeyen ve mirasçılara geçmeyen, bizzat kişi tarafından kullanılması gereken haklardır. Vekil ancak özel yetki ile bu haklar konusunda dava açabilir veya davayı takip edebilir.
3.1. Boşanma Davası ve Özel Yetki
Yargıtay içtihatlarında bu konu özellikle boşanma davaları üzerinden netleştirilmiştir:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/1566 E.) ve
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2014/904 E.)
kararlarında, boşanma davası açmak ve takip etmek için vekaletnamede özel yetki bulunmasının ve vekaletnamenin fotoğraflı olmasının gerektiği vurgulanmıştır.
3.2. Diğer Örnekler
Özel yetki gerektiren diğer şahsa sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davalar:
Tanıma davası (Yargıtay 8. HD, 2017/709),
Tanımanın iptali davası (Yargıtay 18. HD, 2016/4958),
Ceza yargılamasında sanığın “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB) kabul etmeme” beyanı (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/422).
Bu tür işlemlerde avukatın, vekaletnamede açık “özel yetki” olmadan işlem yapması mümkün değildir.
4. Müvekkilin Malvarlığını Önemli Ölçüde Etkileyen İşlemler
Kanunda sayılan hallerin sınırlı olmadığı konusunda Yargıtay son derece açık. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2011/2908 sayılı kararında şu ilkeyi benimsemiştir:
“İşlemin müvekkil bakımından arz ettiği önemden dolayı o işlem için de özel yetki verilmesi gerekir.”
Bu yaklaşım doğrultusunda bazı işlemler, kanunda tek tek yazmasa da özel yetki gerektiren işlem olarak kabul edilmektedir:
4.1. Kefalet Sözleşmesi
Vekilin müvekkili adına kefil olması ciddi bir mali yük doğurur.
Bu nedenle vekaletnamede açık kefalet yetkisi bulunmalıdır.(Yargıtay 19. HD, 2014/11287)
4.2. Borçlanma Taahhüdü
Müvekkili yeni borç altına sokan borçlanma sözleşmeleri, taahhütler için de özel yetki aranır.(Yargıtay 14. HD, 2009/10405)
4.3. Avukatlık Ücret Sözleşmesi
Vekilin, müvekkili adına başka bir avukatla ücret sözleşmesi imzalaması, müvekkil için önemli mali sonuçlar doğurduğundan özel yetki gerektirir.(Yargıtay 13. HD, 2011/2908)
4.4. İpoteğin Kaldırılması
Bir alacağı teminat altına alan ipoteğin kaldırılması, alacaklının hukuki güvenliğini doğrudan etkiler.
Bu nedenle ipoteğin fekki, kanunda özellikle sayılmasa bile özel yetki gerektiren işlem olarak kabul edilmiştir.(Yargıtay 13. HD, 2014/8916)
5. Tevkil Yetkisi ve Diğer Özel Durumlar
5.1. Başka Avukata Yetki Verme (Tevkil)
Bir avukatın yürüttüğü işi:
Başka bir avukata devredebilmesi,
Başka bir avukata yetki belgesi verebilmesi
için, vekaletnamede açıkça “başkasını tevkil” veya benzeri bir Özel Yetki ibaresi bulunmalıdır.(Yargıtay 19. HD, 2018/4874; Yargıtay 2. HD, 2008/719)
5.2. Hâkimlerin Fiilleri Sebebiyle Devlete Karşı Tazminat Davası
HMK’da da açıkça düzenlendiği üzere, hâkimlerin fiilleri nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası açmak, özel yetki gerektiren bir davadır.(Yargıtay HGK, 2025/205)
5.3. Mirasın Reddi, Arabuluculuk, Bireysel Başvuru vb.
Mirasın reddi için özel yetki (TMK ve ilgili Tüzük m. 39),
Arabuluculuk ve diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuru için özel yetki (HMK m. 74 yorumu),
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru için özel yetki (AYM İçtüzüğü m. 61 yorumu)
doktrinde ve uygulamada özel yetki gerektiren alanlar olarak kabul edilmektedir.
6. Özel Yetki Yoksa Ne Olur?
Vekilin özel yetki gerektiren bir işlemi, bu yetki vekaletnamede yer almadan yapması hâlinde ortaya çıkan durum, “yetkisiz temsil” meselesidir.
Yapılan işlem ilk anda müvekkil açısından bağlayıcı değildir.
Müvekkil, sonradan açıkça onay (icazet) verirse eksiklik giderilir ve işlem geçerli hale gelir.
Müvekkil icazet vermezse, işlem müvekkil bakımından geçersiz kabul edilir.
Yargılama aşamasında mahkemenin yapması gereken, özel yetki eksikliğini fark ettiğinde:
Avukata, gerekli özel yetkiyi içeren vekaletnameyi sunması için kesin süre vermek,
Ya da müvekkilin yapılan işleme icazet verdiğini bildirmesini istemektir.
Bu eksiklik giderilmezse, örneğin bu yetki olmadan açılan dava usulden reddedilebilir.
7. Sonuç: Özel Yetki, İmza Altındaki Gerçek İradenin Güvencesi
Tüm bu Yargıtay kararları ve doktrin ışığında şu çerçeve netleşiyor:
Özel Yetki, sadece teknik bir formalite değildir; müvekkilin hem malvarlığını hem de kişisel statüsünü ilgilendiren işlemlerde açık iradesini koruyan bir güvenlik kilidi işlevi görür.
Kanunlarda sayılan özel yetki gerektiren işlemler (sulh, feragat, hakem, taşınmaz devri, bağışlama, kefalet, mirasın reddi vb.) yanında;
Yargıtay, işlemin ağırlığı ve sonuçlarının ciddiyetine bakarak listeyi geniş yorumlamakta, müvekkili koruyan çizgiyi güçlendirmektedir.
Bu nedenle:
Avukatlar için: Genel vekaletnameye güvenerek, müvekkili ağır sonuç doğuracak işlemlere sokmadan önce vekâletnamede “Özel Yetki”nin gerçekten yer alıp almadığını kontrol etmek hayati önemdedir.
Müvekkiller için: Vekaletname düzenlerken imzaladıkları metinde hangi işlemler için özel yetki verdiklerini bilmek, bu yetkilerin kapsamını anlayarak hareket etmek kendi menfaatlerinin doğrudan korunması anlamına gelir.
Kısa haliyle: Vekaletnamede “Özel Yetki” satırları, laf olsun diye yazılan kalıplar değil; yanlış kullanıldığında malvarlığı ve kişisel haklar üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilecek, dikkatle düşünülmesi gereken hükümlerdir.


