top of page

Yetki Sözleşmesi / Sözleşmede Yetkili Mahkeme Belirlemenin Geçerliliği

  • Yazarın fotoğrafı: Mine Akpınar
    Mine Akpınar
  • 17 Ara 2025
  • 3 dakikada okunur
Yetki sözleşmesi ile sözleşmede yetkili mahkeme belirlenmesi ve bu düzenlemenin hukuki sonuçları

Sözleşmelerde “yetkili mahkeme” kaydına yer verilmesi, uygulamada son derece yaygın olmakla birlikte, bu kaydın her durumda geçerli olduğu yönünde yaygın bir yanılgı bulunmaktadır. Oysa yetki sözleşmelerinin geçerliliği; tarafların sıfatına, sözleşmenin yapıldığı döneme, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan usul kanununa ve yetki şartının içeriğine göre önemli ölçüde değişmektedir.

Bu yazıda, sözleşmede yetkili mahkeme belirlemenin hukuki niteliği, HUMK ve HMK dönemleri arasındaki farklar, geçerlilik şartları ve Yargıtay’ın konuya yaklaşımı detaylı şekilde ele alınmaktadır.

Yetki Sözleşmesi Nedir?

Yetki sözleşmesi; tarafların, kanunen yetkili olmayan bir mahkemeyi, aralarındaki belirli bir uyuşmazlık bakımından yetkili kılmak amacıyla yaptıkları usul hukukuna ilişkin bir sözleşmedir. Bu sözleşme bağımsız bir belge şeklinde düzenlenebileceği gibi, asıl sözleşmenin bir maddesi olarak da yer alabilir.

Uygulamada sıkça karşılaşılan “İstanbul Mahkemeleri yetkilidir” gibi hükümler, teknik anlamda bir yetki sözleşmesi niteliğindedir.

HUMK ve HMK Dönemleri Arasındaki Temel Fark

Yetki sözleşmelerine ilişkin en önemli ayrım, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan usul kanununa göre yapılmaktadır.


HUMK Dönemi (1 Ekim 2011 öncesi)

HUMK döneminde yapılan yetki sözleşmeleri, davacıya yalnızca seçimlik bir hak tanımaktadır. Bu dönemde;

  • Sözleşmede belirlenen mahkeme yetkili olmakla birlikte,

  • Kanunen yetkili genel veya özel mahkemelerin yetkisi ortadan kalkmaz.

Yargıtay bu durumu şu şekilde ifade etmiştir:“Tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, HUMK’nun 9. maddesi uyarınca genel yetkili olan ve 10. maddesindeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz.”(Yargıtay 13. HD, 2008/9893-2009/381; 2011/16454-2011/19693)


HMK Dönemi (1 Ekim 2011 sonrası)

6100 sayılı HMK ile birlikte yetki sözleşmelerinin hukuki sonucu köklü biçimde değişmiştir.

HMK m. 17 uyarınca:

  • Yetki sözleşmesi yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir.

  • Aksi kararlaştırılmadıkça, yetki sözleşmesi münhasır (kesin) yetki doğurur.

  • Dava yalnızca sözleşmede belirtilen mahkemede açılabilir.

Yargıtay bu hususu açıkça ortaya koymaktadır:“Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.”(Yargıtay HGK, 2014/104-2016/15; Yargıtay 11. HD, 2015/14611-2016/173)

Yetki Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

HMK döneminde bir yetki sözleşmesinin geçerli kabul edilebilmesi için aşağıdaki şartların tamamının sağlanması gerekir:


1. Tarafların Sıfatı

Yetki sözleşmesi yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir. Taraflardan birinin bu sıfatı taşımaması halinde yetki şartı geçersiz kabul edilir.

Yargıtay bu durumu şu şekilde değerlendirmiştir:“Tarafların tacir sıfatını taşıdığı ispatlanamadığından yetki şartı geçersizdir.”(Yargıtay 15. HD, 2016/3849-2016/4294)


2. Yazılı Şekil

Yetki sözleşmesi yazılı olmalıdır. Bu şart, adi yazılı şekil ile sağlanabilir.


3. Açıklık ve Belirlilik

Yetki şartı;

  • Açık,

  • Kayıtsız ve şartsız,

  • Belirli veya en azından belirlenebilir

olmalıdır. Şarta bağlı yetki hükümleri veya yetkili mahkemenin boş bırakıldığı sözleşmeler geçersiz sayılmaktadır.

“…yetki kuralı şarta bağlı olup, kayıtsız ve şartsız olarak yetkili mahkeme belirlenmediğinden geçersizdir.”(Yargıtay 11. HD, 2023/2662-2024/711)

Kesin Yetki Hallerinde Yetki Sözleşmesi Yapılamaz

Kanunun kesin yetki öngördüğü hallerde taraflar yetki sözleşmesi yapamaz. HMK m. 18 bu durumu açıkça düzenlemektedir.

Yargıtay bu konuda şu tespitte bulunmuştur:“Kesin yetkinin olduğu hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapamayacakları açıktır.”(Yargıtay 11. HD, 2016/15056-2017/319)

Sözleşmenin Sona Ermesinin Etkisi

Yargıtay uygulamasında, sözleşmenin sona ermiş olması halinde yetki şartının da geçerliliğini yitirebileceği kabul edilmektedir. Bu durumda genel yetki kurallarına dönülmektedir.

(Yargıtay 19. HD, 2012/7491-2012/13347)

Yabancılık Unsuru Taşıyan Sözleşmeler

Yabancılık unsuru bulunan sözleşmelerde taraflar yabancı bir ülke mahkemesini de yetkili kılabilir. Ancak burada da mahkemenin açık ve belirli şekilde gösterilmesi gerekmektedir.

“İngiliz Mahkemeleri” gibi genel ifadeler Yargıtay tarafından geçersiz sayılabilmektedir.(Yargıtay 11. HD, 2021/7494-2023/1970)

Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde;

  • Sözleşmede yetkili mahkeme belirlenmesi kural olarak geçerlidir.

  • Ancak geçerlilik, HMK döneminde sıkı şartlara bağlanmıştır.

  • Tacir veya kamu tüzel kişisi olmayan taraflar arasında yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir.

  • Yetki şartı açık, belirli ve yazılı olmalıdır.

  • Aksi açıkça kararlaştırılmadıkça yetki sözleşmesi münhasır yetki doğurur.

  • Kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz.

Bu nedenle sözleşmeler hazırlanırken yetki maddelerinin standart kalıplarla değil, Yargıtay’ın güncel içtihatları dikkate alınarak özel olarak düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

bottom of page