Çocuğun Velayetinin Belirlenmesinde Esas Alınan Kriterler Nelerdir?
- 16 saat önce
- 3 dakikada okunur

Boşanma veya ayrılık sürecinde en hassas ve en çok uyuşmazlık doğuran konulardan biri çocuğun velayetidir. Velayet düzenlemesi, anne ve babanın taleplerinden ziyade çocuğun geleceğini, gelişimini ve psikolojik bütünlüğünü doğrudan etkileyen bir kamu düzeni meselesidir. Bu nedenle Türk hukukunda velayet kararları, taraf iradelerinden bağımsız olarak, Yargıtay içtihatları ve uluslararası sözleşmeler ışığında şekillenen belirli kriterlere göre verilmektedir.
Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Yargıtay kararlarında istikrarlı biçimde vurgulanan temel ilke, çocuğun üstün yararıdır. Velayet düzenlemesi yapılırken anne veya babanın talepleri, kusur durumu ya da kişisel beklentileri değil; çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimini en iyi şekilde sağlayacak koşullar esas alınır.
Bu ilke; Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. ve 12. maddeleri, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu’nun 339, 340, 343, 346 ve 348. maddeleri ile Çocuk Koruma Kanunu’nun 4/b maddesi çerçevesinde şekillenmektedir. Yargıtay uygulamasında, çocuğun üstün yararı değerlendirilirken “farazi düşünce” ilkesi benimsenmekte; çocuk yeterli olgunlukta bir birey olsaydı kendi yararı için hangi tercihi yapacak idiyse, hâkimin de o yönde karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir.
Ebeveynlerin Durumu ve Yararların Çatışması
Velayet davalarında çocuğun yararı ile anne ve babanın yararlarının çatışması halinde, tereddütsüz biçimde çocuğun yararına üstünlük tanınır. Anne veya babanın sosyal statüsü, ekonomik durumu, boşanmadaki kusuru ya da kişisel talepleri ancak çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde dikkate alınır.
Yargıtay kararlarında; ebeveynlerin çocuğa karşı ihmal, istismar, şiddet uygulaması, alkol veya madde bağımlılığı, ruhsal dengesizlik, çocuğu uzun süre başkasına bırakma gibi davranışları velayet açısından olumsuz değerlendirilir. Ayrıca ebeveynlerden birinin, diğer ebeveynle çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi zedelemesi, çocuğu karşı tarafa yabancılaştırması veya yönlendirmesi de velayet kararında aleyhe bir unsur olarak kabul edilmektedir.
Çocuğun Velayetinin Belirlenmesinde Dikkate Alınan Somut Kriterler
Yargıtay içtihatlarında velayetin kime verileceği belirlenirken çeşitli somut kriterler birlikte değerlendirilir. Çocuğun yaşı bu kriterlerin başında gelir. Özellikle küçük yaşta olan ve anne bakımına, sevgisine ve şefkatine muhtaç çocuklar bakımından, annenin velayete engel bir durumu bulunmadığı sürece velayetin anneye verilmesi yönünde bir eğilim bulunmaktadır.
Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması da temel ilkelerden biridir. Haklı ve zorunlu bir neden olmadıkça, kardeşlerin farklı ebeveynlere verilmesi çocuğun psikolojik gelişimine aykırı kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra çocuğun fiilen yaşadığı ortam, alıştığı düzen, eğitim hayatı ve sosyal çevresi de korunmaya çalışılır. Çocuğun hangi ebeveyn yanında daha istikrarlı bir yaşam sürdüğü ve bu düzenin bozulmasının çocuğa etkisi titizlikle değerlendirilir.
Maddi durum tek başına belirleyici bir kriter değildir. Yargıtay’a göre ekonomik imkânların iyi olması, velayetin o ebeveyne verilmesi için yeterli değildir; asıl olan çocuğun sevgi, ilgi, bakım ve gözetim ihtiyacının kim tarafından daha sağlıklı karşılanabileceğidir.
Usuli Güvenceler: Uzman Raporu ve Çocuğun Görüşü
Velayet kararlarının sağlıklı verilebilmesi için mahkemeler, usuli açıdan bazı zorunluluklara uymakla yükümlüdür. 4787 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince; psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlar tarafından hazırlanmış sosyal inceleme raporu alınması zorunludur. Bu raporlarda ebeveynlerin yaşam koşulları, barınma imkânları, gelir durumu ve çocuğun mevcut yaşam düzeni yerinde incelenir.
İdrak çağındaki çocukların görüşlerinin alınması da velayet yargılamasının vazgeçilmez unsurlarındandır. Çocuğun beyanı, kendi üstün yararına açıkça aykırı olmadığı sürece dikkate alınır. Ayrıca velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan, hâkim yalnızca tarafların sunduğu delillerle yetinmez; yargılama sürecinde ortaya çıkan yeni gelişmeleri de re’sen araştırarak karar verir.
Yargıtay kararları doğrultusunda velayet, anne ve babanın taleplerinden veya kusur durumundan bağımsız olarak; uzman raporları, çocuğun idrak düzeyi ve beyanı ile desteklenen çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde belirlenmektedir. Amaç, çocuğun fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimini en üst düzeyde güvence altına alacak, istikrarlı ve sağlıklı bir yaşam ortamının sağlanmasıdır.


