top of page

İcra Takibinde Faiz Türleri ve Hukuki Uygulama Esasları

  • Yazarın fotoğrafı: Mine Akpınar
    Mine Akpınar
  • 7 gün önce
  • 3 dakikada okunur
İcra takibinde faiz türlerinin belirlenmesi, ilamın aynen infazı ilkesi, yasal faiz, temerrüt faizi, avans ve reeskont faizi uygulamalarına ilişkin icra hukuku değerlendirmesi.

İcra takibinde faiz türleri, alacağın niteliği ve takip dayanağına göre değişiklik gösteren, uygulamada en sık uyuşmazlığa konu olan alanlardan biridir. Özellikle ilamlı icra takiplerinde faiz hesabının hangi tür üzerinden ve hangi oranla yapılacağı hususu, hem icra dairelerinin hem de icra mahkemelerinin sıkı denetimine tabidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında açıkça vurgulandığı üzere, icra takibinde faiz uygulaması keyfi yorumlara açık değildir ve takip dayanağı ilamın hüküm fıkrası esas alınarak belirlenir.

İlamlı İcra Takibinde Faiz Türleri, Faizin Belirlenmesi ve İlamın Aynen İnfazı İlkesi

İlamlı icra takibinde faiz türünün belirlenmesinde temel ilke, ilamın aynen infaz edilmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, icra dairesi ve icra mahkemesi, ilamın hüküm kısmında yer alan faiz türünü yorum yoluyla değiştiremez, genişletemez veya daraltamaz. Hüküm fıkrasında hangi faiz türüne yer verilmişse, icra takibi bu faiz türü üzerinden yürütülmek zorundadır. Örneğin ilamda açıkça “reeskont faizi”ne hükmedilmişse, bu faizin yasal faiz ya da avans faizi olarak değerlendirilmesi hukuka aykırıdır. Aynı şekilde ilamda yer almayan bir faiz kaleminin veya harcın icra emrine eklenmesi de mümkün değildir.

İcra Takibinde Yasal Faiz ve Temerrüt Faizi Uygulaması

İcra takibinde faiz türleri arasında en sık uygulananlardan biri yasal faizdir. Mahkeme kararında faiz türü açıkça belirtilmemiş ve yalnızca “faiz” ya da “kanuni faiz” ifadesi kullanılmışsa, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen yasal faiz oranı uygulanır. Buna karşılık ilamda “temerrüt faizi” ifadesine yer verilmişse, alacağın ticari veya adi nitelikte olup olmadığına göre aynı Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen temerrüt faizi hükümleri devreye girer. Bu noktada avans faizi de temerrüt faizi kapsamında değerlendirilmekte olup, alacağın ticari nitelik taşıması hâlinde uygulanması mümkündür.

Avans Faizi ve Reeskont Faizinin İcra Takibindeki Yeri

İcra takibinde faiz türleri bakımından avans faizi ve reeskont faizi, yalnızca ilamda açıkça belirtilmiş olmaları hâlinde uygulanabilir. Yargıtay uygulamasında, ilamda bu faiz türlerinden biri açıkça hüküm altına alınmışsa, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilgili başlık altında belirlenen oranlar esas alınır. Reeskont faizi öngörülen bir ilamda, yasal faiz oranlarının uygulanması bozma sebebi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle icra takibine konu edilen faiz türünün, ilam hükmüyle birebir örtüşmesi zorunludur.

İşçi Alacaklarında Uygulanan Özel Faiz Türleri

İşçi alacaklarına ilişkin icra takiplerinde faiz türleri, alacağın niteliğine göre farklılık göstermektedir. Toplu iş sözleşmesine dayalı eda davalarında, temerrüt tarihinden itibaren bankalarca fiilen uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi uygulanması gerekir. Kıdem tazminatı alacaklarında mevduata uygulanan en yüksek faiz esas alınırken, ihbar tazminatı alacakları bakımından yasal faiz uygulanır. Bu ayrım, Yargıtay içtihatlarıyla istikrarlı biçimde kabul edilmekte olup, yanlış faiz türü üzerinden yapılan takipler hukuka aykırı sayılmaktadır.

Yabancı Para Alacaklarında Faiz Uygulaması

Yabancı para alacaklarına dayalı icra takiplerinde faiz uygulaması özel düzenlemelere tabidir. 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca, yabancı para borçlarında, devlet bankalarının ilgili yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranı esas alınır. Ayrıca takip talebinde alacağın Türk Lirası karşılığının gösterilmemesi, kamu düzenine aykırı bir eksiklik olarak kabul edilmekte ve takibin iptaline kadar varabilen sonuçlar doğurabilmektedir.

Faiz Hesaplama Yöntemi ve Bilirkişi İncelemesi

İcra takibinde faiz hesaplamalarının denetime elverişli ve şeffaf şekilde yapılması zorunludur. Özellikle en yüksek mevduat faizi veya işletme kredisi faizi uygulanması gereken hâllerde, hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık dönemler esas alınmalı ve bankaların fiilen uyguladığı oranlar tespit edilmelidir. Sadece Merkez Bankası verileriyle yetinilmesi yeterli görülmemekte, ilgili bankaların genel müdürlüklerinden fiili oranların sorulması gerekmektedir. İşçi alacaklarında ise faizin brüt tutar üzerinden değil, net alacak miktarı üzerinden hesaplanması zorunludur. Ayrıca icra takibinde işlemiş faize yeniden faiz işletilmesi, yani bileşik faiz uygulanması hukuka aykırıdır.

Alacaklının Talebiyle Bağlılık İlkesi ve Kesinleşen Faiz

İcra takibinde faiz türleri bakımından alacaklı, takip talebinde belirttiği faiz türü ve oranı ile bağlıdır. Takip talebinde yasal faiz istenmiş ve bu talep kesinleşmişse, alacaklının daha sonra bu talebi en yüksek mevduat faizi veya başka bir faiz türüyle değiştirmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, takip talebinde talep edilen faiz oranı yasal ya da ticari faiz oranlarına uymasa bile, borçlu tarafından süresinde itiraz edilmemesi hâlinde bu oran kesinleşir ve hesaplama bu oran üzerinden yapılmaya devam eder.

Faiz Uyuşmazlıklarında Şikâyet Yolu ve İcra Mahkemesinin Görevi

Borçlu, icra takibinde uygulanan faiz türü veya faiz miktarının hatalı olduğu iddiasıyla İİK’nin 16 ve 17. maddeleri uyarınca şikâyet yoluna başvurabilir. İcra mahkemesi, faiz hesaplamalarını uzman bilirkişi aracılığıyla denetlemeli ve Yargıtay denetimine elverişli, gerekçeli bir rapor almalıdır. Mahkeme, fazla faiz tespit etmesi hâlinde icra emrini tamamen iptal etmek yerine, hatalı kısmı düzelterek takibin doğru miktar üzerinden devamına karar vermelidir. Ayrıca takipten sonra işleyecek faize ilişkin itirazlar hakkında da mahkemenin açık ve net bir karar vermesi zorunludur.


bottom of page