top of page

Gabin Nedir? Aşırı Yararlanma Durumunda Sözleşme Nasıl İptal Edilir?

  • 3 saat önce
  • 3 dakikada okunur
Bir sözleşmedeki fahiş fiyat farklarını, darda kalma durumunu ve sömürme kastına karşı zayıf tarafı koruyan kanun maddelerini simgeleyen gabin nedir konulu, adalet terazisi ve imzalanan sözleşme evrakı temalı kurumsal görsel.

Hukuk sistemimizde "sözleşme özgürlüğü" temel bir ilkedir; yani herkes dilediği kişiyle, dilediği şartlarda anlaşma yapmakta serbesttir. Ancak bu serbestlik, bir tarafın diğer tarafı sömürmesi boyutuna ulaştığında kanunlar zayıf olanı korumak için müdahale eder. Ticari veya şahsi ilişkilerde bir kişinin çaresizliğinden, saflığından ya da tecrübesizliğinden faydalanarak ona fahiş sözleşmeler imzalatılması ya da malının değerinin çok altında elinden alınması durumları sıkça yaşanmaktadır. İşte tam bu noktada, mağdur olan tarafı koruyan ve adaleti yeniden tesis eden gabin nedir sorusu, sözleşmeler hukukunun en önemli güvencelerinden birini oluşturur.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri çerçevesinde; gabin kavramının ne anlama geldiğini, bir sözleşmenin bu nedenle nasıl iptal edilebileceğini ve yasal hak arama sürelerini inceliyoruz.

1. Gabin Nedir ve Hukuki Niteliği Nelerdir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 28. maddesinde düzenlenen gabin (aşırı yararlanma); bir sözleşmede karşılıklı edimler (borçlar ve menfaatler) arasında kabul edilemeyecek düzeyde açık bir oransızlık bulunması ve bu dengesizliğin, zarar gören tarafın içinde bulunduğu özel durumların bilerek sömürülmesiyle ortaya çıkması halidir.

  • Sözleşme Özgürlüğünün Sınırı: Gabin, zayıf tarafı korumak amacıyla sözleşme serbestisine getirilmiş yasal bir sınırlamadır (Yargıtay 1. HD, E. 2024/5813, K. 2025/5035).

  • Geçersizlik İlkesi: Sömürme kastıyla kurulan bu tür sözleşmeler hukuken illetli kabul edilir. Mağdur taraf hakkını aradığında, sözleşmenin baştan itibaren geçersiz sayılması ya da düzeltilmesi mümkündür.

2. Gabin’in Oluşma Şartları Nelerdir?

Bir sözleşmenin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle sakatlanmış sayılabilmesi için kanun ve yargı kararları, hem objektif hem de sübjektif şartların aynı anda (kümülatif olarak) gerçekleşmesini zorunlu kılar:


A. Objektif Şart: Açık Oransızlık

Sözleşmenin kurulduğu tam o anda, tarafların üstlendiği borçlar arasında göze çarpan, belirgin ve şok edici bir dengesizlik olmalıdır. Örneğin, piyasa değeri 5 milyon TL olan bir gayrimenkulün tapuda 500 bin TL’ye satılması, edimler arasında "açık bir oransızlık" olduğunu gösterir.


B. Sübjektif Şart: Özel Durumların Varlığı

Zarar gören tarafın, sözleşmeyi imzaladığı sırada şu 3 zayıf halden birinin içinde bulunması gerekir:

  1. Darda Kalma (Müzayaka): Kişinin çok sıkışık, çaresiz veya ağır bir ekonomik/manevi baskı altında olması,

  2. Düşüncesizlik (Hafiflik): Kişinin o anki ruh hali nedeniyle basiretsizce, ani ve aceleci kararlar alması,

  3. Deneyimsizlik (Tecrübesizlik): Alışveriş konusu işi veya piyasayı hiç bilmemesi, kandırılmaya açık olması.


C. İstismar (Sömürme) Kastı

Sözleşmenin diğer tarafı, mağdurun içinde bulunduğu bu zor durumu, saflığı veya tecrübesizliği tesadüfen öğrenmiş olmamalı; bunu bilerek, isteyerek ve sömürme amacıyla kendi lehine kullanmış olmalıdır (Yargıtay 1. HD). Sadece sonradan pişmanlık duyulması gabin hükümlerinden yararlanmak için asla yeterli değildir.

3. Aşırı Yararlanma Durumunda Mağdurun Seçimlik Hakları

Sözleşmede gabine maruz kalan ve sömürülen taraf, durumun niteliğine ve kendi tercihine göre mahkemeden iki farklı seçimlik haktan birini talep edebilir:

  • Sözleşmeyi İptal Etme ve Malın İadesi: Mağdur taraf, sözleşmeyle bağlı olmadığını karşı tarafa bildirerek verdiği şeylerin aynen geri verilmesini isteyebilir. Bu kapsamda mahkemeden tapu kaydının iptali ve tescili yönünde karar alınabilir (Yargıtay 1. HD, E. 2025/986, K. 2025/1252).

  • Edimler Arasındaki Oransızlığın Giderilmesi (Dengeleme): Zarar gören kişi sözleşmeyi tamamen bozmak istemeyebilir. Bu durumda sözleşmeyi ayakta tutarak, aradaki fahiş fiyat farkının kendisine ödenmesini veya borcun adil bir seviyeye indirilmesini talep edebilir.

4. Dava Açma ve Hak Düşürücü Süreler

Gabin iddiasına dayanarak hak aramak sonsuza kadar mümkün değildir; kanun bu durumu çok sıkı hak düşürücü sürelere bağlamıştır:

  • 1 Yıllık Süre: Düşüncesizlik veya deneyimsizliğin farkına varıldığı; zor durumda kalmada (müzayaka) ise bu çaresizlik halinin ortadan kalktığı tarihten itibaren başlar.

  • 5 Yıllık Süre: Her hâlde sözleşmenin kurulduğu (imzalandığı) tarihten itibaren beş (5) yıl geçmekle dava açma hakkı tamamen düşer (Yargıtay 1. HD).

5. Mahkemede İspat Yükü ve Yargılama Usulü

Gabin davasında sömürüldüğünü ve zarar gördüğünü iddia eden taraf, bu durumun tüm unsurlarını ispat etmekle yükümlüdür.


Yargılama sırasında mahkeme ilk olarak uzman bilirkişiler marifetiyle edimler arasında nesnel bir oransızlık olup olmadığını inceler. Eğer objektif olarak bu fahiş fark tespit edilirse; hakim, zarar gören kişinin yaşını, sağlık durumunu, toplumsal konumunu, ekonomik gücünü ve psikolojik yapısını derinlemesine inceleyerek sübjektif unsurların ve sömürme kastının varlığını araştırır (Yargıtay 1. HD). Tüm bu şartların ispatı durumunda sözleşmenin iptaline veya dengelenmesine karar verilir.


bottom of page