Marina Bağlama Sözleşmelerinde Sık Karşılaşılan Uyuşmazlıklar
- Mine Akpınar
- 9 Eki 2025
- 3 dakikada okunur

Türkiye, uzun sahil şeridi, artan yat turizmi ve denizcilik sektöründeki gelişmeler sayesinde çok sayıda marina işletmesine ev sahipliği yapmaktadır. Marina işletmeleri ile tekne sahipleri arasında kurulan sözleşmeler ise yalnızca bağlama ücretinden ibaret değildir; çoğu zaman teknik, sözleşmesel ve hukuki yükümlülüklerin kesiştiği karmaşık bir ilişki söz konusudur.
Bu ilişkide taraflardan biri genellikle marina işletmesi (ticari işletme), diğeri ise tekne sahibi ya da kiracısıdır. Sözleşme ilişkisi, Türk Borçlar Kanunu (TBK), Türk Ticaret Kanunu (TTK), Tebligat Kanunu, Deniz Turizmi Yönetmeliği, liman ve gümrük mevzuatı gibi birçok farklı düzenlemeden etkilenir. Uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, sözleşme hükümlerinin eksik veya belirsiz olması nedeniyle ortaya çıkar.
Aşağıda, marina bağlama sözleşmelerinde uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlık türleri ve bunlara ilişkin hukuki değerlendirmelere yer verilmiştir.
1.Ücret ve Tarife Uyuşmazlıkları
Marina sözleşmelerinde en sık rastlanan uyuşmazlıkların başında, bağlama ücretleri ve diğer hizmet bedelleri gelir. Bu ücretler genellikle aşağıdaki kalemlerden oluşur:
Deniz ve kara bağlama ücretleri
Çekme-atma (lifting/launching) bedelleri
Karapark ücretleri
Elektrik, su ve teknik hizmet bedelleri
Atık toplama, güvenlik ve bakım hizmetleri
LOA Ölçümü ve Tarife Uygulamaları
Uygulamada sıklıkla, teknenin LOA (Length Overall) ölçümüne ilişkin ihtilaflar yaşanır. Marinalar çoğu zaman, teknenin bağlama ücretini belirlerken üretici kataloğundaki LOA yerine, kıçtaki platform, baş uzantısı veya çıkarılabilir aparatlar dâhil toplam uzunluğu esas alır. Bu durum, özellikle 1–2 metrelik farkların yüksek tarife dilimlerine denk geldiği sözleşmelerde ciddi farklar yaratır.
Hukuken marina, sözleşmede açıkça bu ölçüm yöntemini belirtmemişse, tek taraflı tarife uygulaması TBK m.20 ve devamı (genel işlem koşulları) çerçevesinde tartışmaya açık hâle gelir. Yargıtay da benzer şekilde, genel işlem koşullarıyla getirilen tek taraflı değişikliklerin açık ve anlaşılır olması gerektiğini kabul etmektedir.
Tarife Değişiklikleri ve Faiz Uyuşmazlıkları
Marinalar yıllık tarifelerini tek taraflı olarak güncelleyebilmektedir. Ancak sözleşmede açık bir hüküm bulunmadan yapılan tek taraflı tarife değişiklikleri, TBK m.138 (aşırı ifa güçlüğü) ve m.20 hükümleri çerçevesinde tartışma konusu olabilir.
Ayrıca, geç ödeme faizleri de uyuşmazlık sebebidir. Bazı marina sözleşmeleri, Türk Lirası yerine döviz cinsinden ücret belirler ve ödemelerin gecikmesi hâlinde yüksek oranlı faizler uygular. Bu tür hükümler, faiz oranlarının fahiş olması durumunda TBK m.27 (ahlaka aykırılık) veya m.88 (kanuni faiz oranları) kapsamında değerlendirmeye alınabilir.
2.Hasar ve Sorumluluk Tartışmaları
Marina sözleşmelerinde önemli uyuşmazlık alanlarından biri de hasar sorumluluğudur.
Travel Lift ve Çekek Alanı Hasarları
Teknenin çekek alanına alınması, travel lift operasyonu veya bakım-onarım sırasında meydana gelen hasarlarda, sorumluluğun kimde olduğu tartışmalıdır. Eğer hasar, marinaya ait ekipman veya personelin kusurundan kaynaklanmışsa, TBK m.112 (borca aykırılıktan doğan sorumluluk) ve m.66 (adam çalıştıranın sorumluluğu) hükümleri uygulanır.
Marina işletmeleri genellikle sorumluluklarını sınırlayan hükümler koyar; örneğin “travel lift operasyonlarında meydana gelecek hasarlardan marina sorumlu değildir” şeklinde. Ancak bu tür hükümler, TBK m.115 uyarınca ağır kusur hâllerinde geçersizdir.
Fırtına ve Mücbir Sebep Tartışmaları
Fırtına, hortum, sel gibi doğal afetler nedeniyle meydana gelen hasarlarda ise marina işletmesinin sorumluluğu, önlem alma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine bağlıdır. Eğer marina, makul ölçülerde güvenlik önlemleri (bağlama düzeni, halat kontrolü, ek bağlama noktaları, uyarı sistemleri) almışsa, bu tür olaylar “mücbir sebep” kapsamında değerlendirilebilir. Aksi hâlde sorumluluk doğabilir.
Bu tür davalarda deliller — fotoğraf, video, kamera kayıtları, meteorolojik raporlar, bilirkişi incelemesi — belirleyici rol oynar.
3.Sözleşme İhlalleri
Marina sözleşmeleri çoğunlukla tek taraflı olarak hazırlanmış genel işlem koşullarıdır. Bu nedenle sözleşmenin ihlali hâlinde uygulanacak yaptırımların geçerliliği, TBK’nın genel işlem koşullarına ilişkin hükümleri açısından değerlendirilir.
Marina Kurallarına Aykırılıklar
Gürültü, çevre kurallarının ihlali, kaçak elektrik kullanımı, uygunsuz tamirat veya yangın güvenliğini tehlikeye atan davranışlar sözleşmenin ihlaline yol açabilir. Marina, bu tür ihlallerde sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilir (TBK m.432, m.438).
Bağlama Hakkının Devri
Bazı marina sözleşmelerinde, tekne sahibinin bağlama yerini üçüncü kişilere devretmesi yasaktır. Bu yasağa aykırı davranılması hâlinde marina, sözleşmeyi feshedip tekneyi tahliye etme yoluna gidebilir. Bu tür hükümler geçerlidir; ancak sözleşmede açıkça düzenlenmiş olmalıdır.
4.Tahliye ve Hapis Hakkı Tartışmaları
Marina bağlama sözleşmelerinde en kritik konulardan biri, ödenmeyen ücretler nedeniyle teknenin marinadan çıkışına izin verilmemesi, yani hapis hakkının kullanılmasıdır.
Türk Borçlar Kanunu m.950 (hapis hakkı) ve m.580 (saklama sözleşmesinde hapis hakkı) uyarınca, marina işletmeleri saklama sözleşmesine benzer nitelikteki bağlama ilişkilerinde hapis hakkını kullanabilir.
Ancak bu hak sınırsız değildir:
Yalnızca sözleşmeden doğan alacaklar için kullanılabilir.
Orantılılık ilkesine uygun olmalıdır; borca kıyasla aşırı bir süreyle teknenin tutulması hukuka aykırılık oluşturur.
Hapis hakkı satma yetkisi vermez; marina, tekneyi ancak borç ödenene kadar alıkoyabilir. Satış için ayrıca icra yoluna gidilmesi gerekir.
Bu konuda TTK m.1104/3 uyarınca kaptana tebligat yapılması, özellikle yabancı bayraklı gemilerde tahliye ve icra süreçlerini hızlandırmak açısından kritik önem taşır.
Marina bağlama sözleşmeleri, yalnızca teknik bir “bağlama hizmeti” sözleşmesi değildir; sorumluluk, ücretlendirme, fesih, tahliye, yetki ve çevresel yükümlülükler gibi çok sayıda hukuki boyut içerir.
Uyuşmazlıkların büyük kısmı, sözleşmelerin dikkatli hazırlanmasıyla önlenebilir. Marina ile tekne sahibi arasındaki ilişkiyi düzenleyen her sözleşme, tarafların hak ve yükümlülüklerini açık, ölçülebilir ve hukuka uygun şekilde ortaya koymalıdır.
🔑 Öneri: Tekne sahipleri ve marina işletmeleri, sözleşme imzalamadan önce mutlaka deniz ticareti hukuku konusunda deneyimli bir avukattan destek almalıdır. Özellikle hapis hakkı, tarife değişiklikleri, hasar sorumluluğu ve yetki anlaşmaları gibi alanlarda hukuki danışmanlık alınmaması ileride ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.


