top of page

Yargıtay Kararları Çerçevesinde Yapay Zeka ile Uygunsuz Fotoğraf Oluşturulması ve Hukuki Sonuçları

  • Yazarın fotoğrafı: Mine Akpınar
    Mine Akpınar
  • 13 dakika önce
  • 3 dakikada okunur
Yapay zeka kullanılarak rıza dışı oluşturulan uygunsuz görsellerin kişilik hakları ve özel hayatın gizliliği açısından hukuki değerlendirilmesi

Yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, bireylerin rızası olmaksızın Yapay Zeka ile Uygunsuz Fotoğrafların içeriklerin üretilmesi ve yayılması yeni bir hukuki sorun alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar Yargıtay kararlarında doğrudan “yapay zeka” veya “deepfake” kavramları sistematik biçimde yer almasa da, rızasız görsel kullanımı, özel hayatın gizliliği ve kişilik haklarının korunmasına ilişkin yerleşik içtihatlar bu tür ihlalleri kapsayacak niteliktedir. Türk hukukunda bu koruma başta Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri, Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 86. maddesi çerçevesinde sağlanmaktadır.

Yapay Zeka ile Uygunsuz Fotoğraf Oluşturulması Halinde Kişilik Haklarının İhlali ve Manevi Tazminat Sorumluluğu

Yargıtay, bir kişinin görüntüsünün rızası dışında kullanılması veya manipüle edilerek yayılmasını kişilik haklarına yönelik ağır bir saldırı olarak değerlendirmektedir. Özellikle cinsel içerikli veya onur kırıcı görseller söz konusu olduğunda ihlalin ağırlığı daha da artmaktadır.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2013/4553 E., 2014/259 K. sayılı kararında, bir kişi adına sahte hesaplar açılarak ona ait olmayan cinsel içerikli fotoğrafların paylaşılması, kişilik haklarına ağır saldırı olarak nitelendirilmiş ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Bu yaklaşım, yapay zeka ile oluşturulan sahte ve uygunsuz görseller bakımından da doğrudan uygulanabilir niteliktedir.


Benzer şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2021/6536 E., 2023/4767 K. sayılı kararında, mahrem görüntülerin rıza dışı biçimde dosyaya yansıtılması dahi kişinin onur ve saygınlığını zedeleyen ağır bir müdahale olarak değerlendirilmiş; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2013/7425 E., 2014/3799 K. sayılı kararında ise özel alanlarda çekilen ve rıza olmaksızın yayımlanan fotoğrafların kişilik haklarını ihlal ettiği kabul edilmiştir.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/8209 E., 2016/3068 K. ve 2014/4285 E., 2014/11769 K. sayılı kararlarında da kişinin görünümü üzerindeki hakkın TMK m. 24 ve FSEK m. 86 kapsamında korunduğu, izinsiz kullanımın haksız fiil teşkil ettiği ve manevi tazminat gerektirdiği vurgulanmıştır.

İhlalin Durdurulması, Yayının Kaldırılması ve Önlenmesi

Kişilik haklarına yönelik ihlallerde yalnızca tazminat değil, ihlalin durdurulması ve yayılmanın önlenmesi de hukuki korumanın önemli bir parçasıdır. Yargıtay, bu tür taleplerin hukuka uygunluğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/6754 E., 2024/2724 K. sayılı kararında izinsiz yayımlanan fotoğrafların kaldırılması talebi haklı bulunmuştur. Yine aynı dairenin 2016/4528 E., 2017/6945 K. sayılı kararında, kişilik haklarını ihlal eden verilerin yayından çıkarılabileceği açıkça ifade edilmiştir.


Öte yandan Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2019/28161 E., 2020/13552 K. sayılı kararında, rıza dışı paylaşılan görüntüler bakımından “unutulma hakkı” kapsamında erişimin engellenmesi kararı verilmiştir. Bu kararlar, yapay zeka ile oluşturulan uygunsuz görsellerin internet ortamından kaldırılması ve erişimin engellenmesi talepleri açısından emsal niteliği taşımaktadır.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin bazı kararlarında yer alan karşı oy yazılarında ise, cinsel içerikli mahrem görüntülerin yayınlanma ihtimali dahi bulunması halinde, Türk Medeni Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca önleme davasının titizlikle değerlendirilmesi gerektiği, bu tür içeriklerde hiçbir kamu yararının bulunamayacağı özellikle vurgulanmıştır.

Yapay Zeka Kullanımında Analojik Uygulama ve Matufiyet Şartı

İncelenen Yargıtay kararlarının önemli bir kısmı klasik anlamda rızasız fotoğraf ve görüntü kullanımıyla ilgilidir. Yapay zeka veya deepfake teknolojilerine doğrudan atıf yapılmamış olsa da, “rızasız görsel kullanımı” ve “özel hayatın gizliliği” ilkeleri bu yeni teknolojiye analojik olarak uygulanmaktadır.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2024/4121 E., 2025/10155 K. sayılı kararında kişilik haklarına saldırının varlığı için “matufiyet” şartının gerçekleşmesi gerektiği, yani içeriğin mağdura yönelik olduğunun anlaşılabilir olması gerektiği belirtilmiştir. Yapay zeka ile üretilen görsellerde kişinin yüzünün veya kimliğinin ayırt edilebilir olması halinde bu şartın gerçekleştiği kabul edilmektedir.


Ayrıca Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2006/13723 E., 2007/13089 K. sayılı kararında, rızasız kayıt ve yayınlarda özel bir ihlal amacı aranmadığı, eylemin kendisinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve manevi tazminat gerektirdiği açıkça ortaya konulmuştur.

Hukuki Başvuru Yolları ve Sonuç

Yargıtay içtihatları çerçevesinde, yapay zeka ile uygunsuz görselleri oluşturulan bireyler; Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri uyarınca saldırının durdurulmasını ve önlenmesini, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında içeriğe erişimin engellenmesini ve Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca uğradıkları manevi zararın tazminini talep edebilmektedir.


Mahkemeler, kamu yararı bulunmayan mahrem içeriklerin yayılmasını kişinin onur, saygınlık ve özel hayatına yönelik ağır bir müdahale olarak değerlendirmekte; yapay zeka teknolojisine özgü açık bir yasal düzenleme bulunmasa dahi mevcut kişilik hakları koruma rejiminin bu ihlalleri kapsadığını kabul etmektedir. Bu yaklaşım, dijital teknolojilerin gelişimine rağmen kişilik haklarının hukuk tarafından güçlü biçimde korunduğunu açıkça göstermektedir.


bottom of page